Dilin dünyası!

İNSAN, YAŞAMIN İÇİNDE TRAVMATİK ZİHİN YAPISI İLE KORKU VE GÜVENCE KAYNAKLI BİR İNANCIN PEŞİNDE KOŞAR. DİLİNE BAĞIMLI, PSİŞİK TORTULARI İLE YÖNETTİĞİ BİR HAYAT YARATIR.

Sahip olunamayacak şeyler hakkında tutku duymak, hayal kurmak, umut etmek, tüm hayatını psişik zamana bırakmak demektir ki; insanı karar verme noktasına taşır, anlayamadığı bir yolda yürümeyi getirir. Bu durumun içinde, hedef odaklı olmak ve gizli şiddetini ortaya çıkarmak da vardır.
Evet, insan, kötülük yapmaya müsait bir türdür.
Çünkü, doğanın içinden gelmediği için…
Çünkü, doğayla barışık olmadığı için…
Çünkü, doğal bir yapısı olduğunu bilmediği için…
Sanal bir dünya yaşamaktadır…
…ve de yalancı, kibirli ve kişiselleştirdiği bir hayatı vardır.

Herkes kendi psişik yapısına göre bir şekilde yalan söyler.
Sosyal medyada uygulamalar üzerinden kendince tipler yaratır, dünyaya bir marka, imaj yani; bir yalan olarak yansıtır. Bu konuda iddia bile eder. Etrafındakileri kırar, döker, mutsuz eder kendisine uyum sağlamadığı için öldürebilir bile.
İnsan, dünyasını kelimeleri üzerinden anlar, dünyasına kelimelerine kendi yüklediği anlamları üzerinden bakar. Dolayısıyla da, bu davranış modeli ile başı beladan hiçbir zaman kurtulamaz.
İnsan, sınırlarının belirleyicisi olarak kendi yarattığı yasalarını kullanır ve tüm yasaları yanlıdır, kendi çıkarına hizmet eder.
Yaşama hiç uymayan bu yasaları ortaya koyan insan aslında, zihinsel olarak sınırlıdır.
Duyguları geçmişe ait bilgileri içerdiği için sınırlıdır.
Bu sınırlama psişik yıkımlar yaratır ve bu seviyeye gelmiş bir insan artık duygusuzdur. Duygusuz olduğunda çok daha tehlikeli bir zihin yapısı içine girer.
Artık bu durumda verdiği her karar ölümcül sonuçlar doğuracaktır (!)
Binlerce yıldır hiç bitmeyen savaşları bu zihin yapısının sonucudur.
…ve her anı bitmez bir özlem zinciridir.

Devamlı değişen-dönüşen bir yaşamda kişilik oluşması mümkün değildir. “Kişilik” demek, tüm bilgi akışını sınırlamak, bir konu hakkında karar vererek, olanı engellemeye çalışmak demektir. O yüzden de insan hayatı psişik zaman içinde yaşamaya çalışırken, evrensel alfabe ile okuyamaz (!)
Kendinden kaçan insan için yüzleşmek zordur, korkuları tüm hayatını sınırlandırdığı için tüm canlılarla etrafına duvar örer ve de kendi alanı içine hiçbir canlıyı sokmaz.
Asıl gerçeği, gizli şiddeti ve ne zaman biteceğini bilmemesidir?
İnsanın zihinsel temizlik yapması yüksek konsantrasyonla mümkündür ve bu süreç çok ciddi stres yaratır. Çünkü, temizlik yapma ihtiyacının temeli korku ile hazırlanmıştır.
Bir insanın görevi, kendi içine inmek, kendini bilmek ve bu bilgi ile nefes almaktır. İşte, bu yüzden insan köşeye sıkışmadıkça gerçek yüzünü asla göstermez ve psişik tekrarlarını anlamadığı için de primat alt yapısı ile kararlar vermesi sonucu her an kötülük yapmaya müsait, -üzerine atlamaya hazır- bekleyen bir canlı olarak yaşamın içinde yer alır.

İnsan psişik gerçeğine göre değil, yaşamın düzenine göre hareket etmelidir.
İnsan, düşüncelerinin, durumunun ötesine geçmesine izin vermemelidir… ki; düşünce: geçmiştir, dışarısı demektir (!)
Kendi gerçeğine göre hareket eden insan sorumsuzdur.
Kararlarında cesur ve korkusuz biri olarak başkalarına zarar verme hakkı olduğunu düşünür, sonuçlarını düşünmeden, ne olursa olsun korkmadan karar verir.
İnsanın duygusal olmasının tek nedeni psişik zamanda yaşıyor olmasıdır. Buna bir de korku geçmişi eklenince ortaya çıkan sonuç doğal olarak tepki olmaktadır.
“Karar vermeden derin bir nefes al” denilmesinin sebebi, hem doğaya uygun olmasının zorunluluğu, hem de yoruma açık olmasının erdeminden ötürüdür.
Verdiğimiz her kararın gerçekleşip, gerçekleşmemesi bu yüzden ele alınması gereken bir konudur.
Karar vermek, “Nedensellik İlkesi” ile hareket ettiği için sonu bilinmeyen psişik bir durumdur.

Hangisi olursa olsun, bilginin olmasına izin veren “Nedensellik İlkesi”, bilginin içindeki barındırdığı yanlışa da izin verir. Dolayısıyla, gözlemcinin gözlem üzerinden gözleneni değiştirme kibirine izin vermesiyle gözlemcinin tekrarlamasına da izin vermiş olur.
İnsan gerçeği fark etmeden, hakikate dokunamaz.
İnsanın anlaması gereken bir tek hakikat vardır o da, dünyada bir insan yaşamaktadır (!)