DNA'daki kod

SANAL HAYATIN İNANMIŞLIĞI VE BEKLENTİSİ İLE YARATIRKEN, YAŞAMA AİT OLAMAYACAĞIMIZI, KAFESLER ARASINDA SÜREKLİ YER DEĞİŞTİRDİĞİMİZİ ASLA GÖREMEYİZ

Alışkanlık kendini bilmez, dolayısıyla da sonucunu…
Bu yüzden, ne bir başlangıcı, ne de o başlangıcın sonu hatta sonu olup, olmadığını dahi bilemeyiz. İnsan ne istediğini bilmediği gibi, neden istediğini anlayamaz da. Çünkü, üzerine giydirilmiş bilgi doğal gerçekliğine hiçbir katkı sağlamaz.
Bir çocuk doğmak isteyip, istemediğini bilemediği gibi anne rahminde oluşan cinsiyeti dahil, daha sonraki hayatında kim olacağını, nasıl bir hayata sahip olacağını da bilemez. Bu gerçek, yaşamın bilinmezliği gibi gözükse de aslında, olana teslim olmamız gerektiğini anlatır. Yani; her ne olursa, orada olduğumuz için, bizim için olur.
İnsanın on binlerce yıldır tek gerçeği; her kültür için geçerli kural, hayali dünyasında yarattığı gelenekleri üzerinden kendi doğasının tek ifadesi olduğu inancına tutunmuş olmasıdır. Oysa, inandığı tutunmalarının özgün yapısına dokunabilse, çok daha derin bir kavrayışa sahip olacaktır.
Kazakistan Al Farabi Üniversitesi profesörlerinden Matematikçi Vladimir Shcherbak ile Kazakistan Fesenkov Astrofizik Enstitüsü Astrobiyoloğu Dr. Maxim Makukov, yaptıkları araştırmalar sonucu 2020 yılında insan genomu üzerine bir çalışma yayımladı.
Çalışmada, DNA’mızda gizli bir kod olduğu, doğal gelişimimize hiç uymayan matematiksel bir kalıp içinde bilinmeyen sembolik bir dil içerdiği ayrıca, bunun doğal olma ihtimalini de 10 Trilyon üstü 10 olarak belirttiler. Shcherbak ve Makukov, bu kodun dünya dışı varlıklar tarafından bedenimize manipüle edildiğini, “DNA’mıza uygun olmayan yapay bir mutasyon” diye açıkladılar.
Bu açıklama, bizim bugüne kadar bilinmezliğimizin kaynağına ışık tuttu.
Shcherbak ve Makukov, DNA’mızdaki bu kod ile alakalı olarak yarınlarımız için farklı bir açıdan bizi uyardılar da; “Yakın gelecekte organik robotların yaratılması için günümüzde insan tarafından hazırlık yapılan Yapay Zeka Temelli Sibernetik gelişmiş versiyonlar ile bir kez daha birleşeceğiz…”
Bu açıklama, son yıllarda DNA üzerinde yaptığımız müdahalelerle bilmediğimiz bir geleceği yaratıyor olmamızı özetliyor tam olarak.
İnsanın, aklını kişiselleştirdiği tanrısı olma niyeti ile karar verme mertebesine yükselttiğini düşünmesi, sonuçlarına katlanamayacağı bir sisteme doğru koştuğunu gösteriyor.
O zaman, binlerce yıl önce tohumlanmamıza bağlı bilgiye sahip insanlar olarak, bugün üzerinde çalıştığımız sibernetik robotları gerçekleştirmemiz de doğal olarak çok normal görülüyor.
DNA; vücudumuzun sistemi, GEN; sistemin programlar bütünüdür. Sistemi değiştirmenin henüz bizim aklımızın ermeyeceği bir çalışma olduğunu anlamamız gerekiyor. Sistem programlarının ise farkındalıklı bir hayatta düzenlememizi mümkün gösteriyor. Evet, evrensel zeka bize bu özgürlüğü sunuyor ancak, sisteme müdahale etmemiz için değil (!)