Düşünce aldatır!

BİNLERCE YILDIR, İNSAN SADECE GEÇMİŞTE OLANLARI HATIRLAYARAK DÜŞÜNCELERİNİN KÖLESİ OLMUŞTUR. SÜREKLİ; “YENİ BİR ŞEY İCAT ETTİM” DİYEREK, KENDİ YALANINA İNANIR

Bütün hayatını düşünce üzerine kurmuş insan hem doğadan, hem de kendisinden uzaklaşmıştır. Çünkü, düşünce insanı her zaman bir dış arayışa sevk eder. Bu öğretilen bilgi, insanın evrensel iletişimini bozmakla kalmamış, doğayla ilişkisini de sonlandırmıştır!
İnsan düşünceyle hareket ettiği sürece… Farabi’nin dediği gibi; “İnsanlar bazen şans eseri iyi şeyler yaparlar. Bazen bu iyilikleri isteyerek değil, herhangi bir baskı altında yapar. Bu tür işler mutluluk getirmez”.
Farabi’nin bu ifadesi, tüm düşünce sürecini anlatan önemli bir gözlemdir.
Düşünce, “Olan”ı tekrar yaratmaya çalışmak demektir ve burada anlamamız gereken şey, düşüncenin sürekli olarak yinelendiğidir.
Bu nedenle, düşünce aldatır!
Bir insan gerçekten yaşamak istiyorsa, yapması gereken düşünceden özgür olmaktır.
Binlerce yıl boyunca insanlar sadece düşündükleri için geçmişte olanları hatırladı. “Yeni bir şey icat ettim” diyerek kendini kandırdı.
Evrensel bir bağlantısı olmayan, doğayı hissetmeyen ve hiç anlamayan bu süreç, insanın sonunu beklediğinden çok daha erken getirecektir.
Günümüzde teknolojinin insanları fiziksel ve özellikle zihinsel olarak nasıl geriye ittiğini görmezden gelmek ve alkışlamak sonun başlangıcını hazırlıyor.
Kişisel çıkarları uğruna insanlığa yön verenleri ortadan kaldırmaya çalışmak (!), hem yaşama, hem de insanlığın geleceğine yönelik en büyük düşmanlıktır.
Etrafımıza baktığımızda travmatik zihniyete sahip bir grup insan görüyoruz. Bunun tek nedeni; insanların hayata düşünce temelli bir bakış açısıyla yaklaşmalarıdır.
Mutsuzluğumuzun ana çıkış noktası düşüncedir ve bunu o kadar değerli buluyoruz ki, bu konuda yapılan çalışmaları ödüllendiriyor ve ilerlemesini teşvik ediyoruz!
Kendine dokunan kişi, düşüncelerini durumunun ötesine taşımaz.