Fly Trap kurbanı!

TAKINTILI OLMAKLA HER HANGİ BİR KONUDA İHTİSAS SAHİBİ OLMAK, AYNI ZİHİN YAPISINA SAHİP OLMAKTIR. İHTİSAS OLARAK KABUL EDİLEN TÜM MESLEKLER TAKINTILI SÜREÇLERDİR!..

Her hangi bir tehlike anında korku tüm kimyamızı değiştirir. Biz daha aklımızı kullanıp, “Ne yapmamız gerekir?” diye düşünmeden, bedeninizdeki “Hypothalamus-Pitiutary-Adrenal = HPA- ekseni” harekete geçer. Bir tehlike olduğunu fark eden Hypothalamus (H) hücreleri acil uyarısı için Pitiutary (P) salgı bezini uyarır alarm vermesini söyler. Pitiutary (P) kan dolaşım sistemine Adrenocorticotropic Hormones (ACTH) salgılar. Bu mesajı alan Böbrek-üstü Adrenal (A) bezi, “kaç ya da savaş” konusunda bedenin karar vermesi için gerekli ayarlamalara başlar. Sindirim sistemi organlarına tahsis edilen kan hemen geri çekilir, beyne ve kas hücrelerine yönlendirilir. Çünkü, o an çalışması gereken bu iki sistemdir ve tüm enerji onlara tahsis edilmelidir.
Bedenimizin sahipleri hücrelerimiz, tehlike anında tüm güçlerin tek bir amaç için harcanması gerektiğini çok iyi bildikleri için, iç-güvenlik (bağışıklık sistemi) görev yapan hücrelerin görevlerini askıya alarak, enerji harcamasını durdurmalarını isterler. Bunun gereği için de Thymus (T) bezine sinyal gönderilerek “bağışıklık sistemi faaliyetlerini durdur” mesajı verilir. Yani, tehlike alarmı verilen bir bedende savaşı yürütecek bağışıklık sistemi hücreleri hemen enerji harcamasını durdurur. Beyin tam faaliyetle çalışır kaçmak mı, yoksa savaşmak mı gerekiyor konusunda bir karar alırken, bilinç-altı dediğimiz hücresel etkileşim sistemi devreye girer.

Bu durum size bir şey hatırlatıyor mu?
Başınıza gelmiş, yaşadığınız bir takım olaylar olabilir mi, ya da hiçbir şey?
Büyük olasılıkla hiç bir şey hatırlamayacaksınız. Çünkü, aşağıdaki metinde bunun böyle olduğu bilimsel olarak açıklanıyor.

Binlerce yıl önce başlamış, Şamanlar’ın bir inanç olarak ortaya koydukları yaşam modeli, günümüzde insan zihnini manipüle eden bir din olarak kabul edilir.
Aradan geçen uzun bir zamandan sonra, en erken M.Ö. 5. yüzyılda Yunanlı düşünürlerin insanları sinsice etkilemenin, ikna etmenin bir yolu olduğu konusunda çalışmalar yaptığı görülmektedir. Tarihi kayıtlarda, İslam’ın Altın Çağı denilen 7. yüzyılda yunanca metinler Arapçaya çevrilince Yunanlı düşünürlerin insanlar üzerinde “Subliminal Mesaj” çalışmaları yaptığı ortaya çıkmıştır.
“Takıntılı olmakla, her hangi bir konuda ihtisas sahibi olmak aynı zihin yapısına sahip olmaktır” diyen, 1201-1288 yılları arasında yaşamış İbnü’n-Nefis, dönemin önemli psikologlarından biri olarak bu açıklamayı yaparken, ihtisas sahibi olmayı meslekler adına değerlendirmiştir.
Günümüzde, mesleklerin takıntılı süreçler olması bilinç altımızı etkileyen subliminal mesajlardan mı kaynaklanıyor (!) görmek istemiyoruz ancak, İbnü’n-Nefis dediği gibi, öğrenilmiş tekrarlar içerdiği için mutsuz ettiğine şahit oluyoruz.
Kendimizi, subliminal mesajlar aracılığı ile kandırıyor ya da mesleki açıdan geliştiğimizi iddia ederken, sistemin kölesi olmaya devam ettiğimizi acaba kendimize inkar ediyor olabilir miyiz?

1487 yılında Belçika’nın Brugge Şehri’nde bazı Yahudi ailelerinin para ticareti ile başlayan hisse senedi dönemi aynı şehirde yaşayan Van der Beurze Ailesi’nin “Borsa” kurulumu ile resmileşip, günümüze kadar gelmiş. 1817 yılında, ABD’de kurulan New York Borsası ile paranın yolu başka bir sisteme geçmiş.
Öyle bir hale gelmiş ki, Wall Street’in isim babası olduğu; “Dünya ekonomisi ‘Fly Trap = Sinek Kapanı’ modeli ile yönetilir” söylemi, binlerce yıla dayanan bir sistemin parçası olarak devam etmiş.
“Fly Trap = Sinek Kapanı” bir tabağın içine konulan şekerli su ile yapılan bir tuzaktır ve sinekler bu tatlı suya gelip tatmak isteyince yapışıp kalır, dolayısıyla ölürler.
Wall Street’e göre, biz insanlar aynı bu psikoloji ile davranıyoruz.
Peki, Wall Street neden böyle bir yakıştırma yapmış olabilir sizce?
Sebebi, takıntılı olduğumuzu bildiği için olabilir mi?

Öyle görülüyor ki, kaç ya da savaş etkisi bizi, bu defa da çağa uygun yönlendiriyor!
Evet.
Kaç ya da savaş etkisinin günümüze yansıması takıntılı olduğumuz için “Fly Trap” modeline dönmüş durumda. Çünkü, girişte bahsettiğim HPA Ekseni işin başında ve ne yaparsak yapalım heyecanlı olmak, olmazsa olmazımız!
Ne yani, Wall Street analistleri şimdi haklı mı çıkıyor?
Paranın gücü ve subliminal mesajlar savaş psikolojisi ile bir araya gelince insan normal mi oluyor?
Tabii ki hayır.
Strateji üzerine strateji kurgularken, savaş psikolojisi maddi baskı sonucu heyecan yaratması ile ağır basıyor, hepsi o kadar. Ancak, acı olan tarafı, bu psikoloji insanı -bile bile- her türlü modele sokuyor!
Para “Fly Trap” ise sublimiminal mesajların savaş psikolojisi hiç de yanlış gözükmüyor.
İspatı mı?
Kimse “Kaç”mıyor ki!
Sadece, “Ben böyle iyiyim modeli” ile şekerli suyun içinde çırpınıyor!

Yukarıda yazdığım, “…Büyük olasılıkla hiç bir şey hatırlamayacaksınız…” iddiası, günlük yaşamınıza baktığınızda size gerçekten hayatınızın akışına etki eden en az 1 karar saydığınızda bile hatırlamadığınızı gösterecek.
Neden mi?
Düşünmek, insanın en büyük casusudur. Düşüncenin dışarısı, hayaller olduğu, ün kazandıracağı ve de üşengeçlik, boş vermişlik yaratacağı hatta, kibir yaratacağını fark edemeyen insan mutsuzluğunun temelini daha o ilk kararında atmıştır aslında.
O yüzden, insanın kurduğu her şey yok olurken, yaşam olmaya devam eder.