Gen’i kirletmeyin!

YETERSİZLİĞİNİN FARKINDA OLAN ZİHİN İKİLİLİK YARATIR. BÖYLE BİR ZİHİN, ÇEVRESİNİ VE KENDİNİ KEŞFETEMEZ. BÖYLECE, KENDİ GEÇMİŞİNDEN HAREKET ETMEK ZORUNDADIR.

İnsan, sürekli bir depresyon halindedir! Psikologlar, psikiyatrlar, ilaçlar, özel klinikler, seanslar, terapiler… Aslında psişik halde çığlık atarken bilinçsizce yardım arar.
Aslında, tam olarak söylemek gerekirse; içinde bulunduğumuz durumu kendimize göre şekillendirdiğimiz için bir anda başımız belaya girer.

Depresyon, kalıtsal faktörlerin tetiklediği bir duygu durum bozukluğudur.
En önemli tetikleyici de düşüncedir. Çünkü, düşünce, geçmiştir ve bir tepkidir. Yani, düşünce kaynaklı her halimiz aslında görünmez bir depresyon halidir.
Bu ikisinin ayrı olduğuna inanmak, kendimize yapabileceğimiz en kötü şeydir.
Düşünce, duygu durum tepkisi olarak kişinin tüm kararlarını tetiklediği gibi, depresyon da aynı nedenle olayı kişiselleştirdiği için onu tetikler.
Bir nükleotid kimyasal bileşiği olan genimizde bulunan kalıtsal faktörler, içinde bulunduğumuz durumda düşüncemizi tetiklememize neden olur ki bu kimyasal bir sonuçtur, o zaman zaten depresyonla gizli bir işbirliğine girmişizdir.
Burada farkına varmamız gereken gerçek şudur; düşüncelerimizin durumumuzu aşmasına izin vermemeliyiz.
Deneyimlerimizi asla iyi ya da kötü olarak ayırmamalıyız.
Evrendeki her şey “Nedensellik İlkesi” içinde gerçekleşir. Evet, yaşıyoruz çünkü, aracıyız, hepsi bu.
Depresyon halimizi, verdiğimiz kararların bir sonucu olarak, düşünce dediğimiz şeyin bir yansıması olarak anlamalıyız.
Evrenin bilgiden oluştuğunu, bilginin hayatı şekillendirdiğini ve insanın da bu formlardan biri olduğunu anlamalıyız. Aksi takdirde, depresyondan kurtulamayız.

Zihinsel devrim, plasebo etkisi altında olmayan boşlukta gerçekleşir.
Bu boşlukta…
“Neden” yoktur
“Sonuç” yoktur
“Zaman” yoktur

Zeka, sebep değildir, sonuç yaratamaz.
Merhamet, zamana bağlı değildir, gerçeği yansıtmaz.
“Ben” dualitedir, gerçek olamaz.