Huzursuz zihin

KARAR VERMENİN KOLAYLIĞI SORUMSUZLUĞUN NEDENİNDEN KAYNAKLANIR. KENDİNİ BİLEN İNSAN KARAR VERMEZ, YAŞAMIN BİR PARÇASI OLDUĞUNU BİLEREK HAREKET EDER

Fakirle zenginin ortak noktası acıdır. Fakir yok olduğu, zengin daha fazla olması için acı çeker. Oysa, yapılması gereken fakirlikten kurtulmak ya da zengin olmak için çırpınmak, mücadele etmek değil, bu düşüncenin yarattığı inancı anlamaktır.
Mutlu olmanın yolu anlamaktır, zenginlik o zaman gelir.
Bu hakikat, insan fark etmediği sürece değişmeyecektir.
Aslında, her insan bir kaynak ve bir üretendir. Biriktirme noktasında yaşaması ise korku ve güvensizlik kaynaklı bir zihin modelidir.
“Daha fazla” inancının ortaya koyduğu sonuçtan sadece bir kişinin faydalanması, diğerlerinin de bu tek taraflı faydaya destek vermesi birileri tarafından ortaya atılmış; “Yaşam eşit mi davranıyor ki?” sorusuna inandırılmıştır ki; bu soru, aslında zihnindeki cehennemini yaratanların kurtulma dualarıdır (!)
Halbuki, evrenin bir parçası olan tüm canlılar yaşamda eşit haklara sahiptir.
Kişiselleştirdiği zihin yapısı ile karar veren bu insanın bakış açısı, iletişimsiz ilişki kurmasının doğal sonucu olarak acı çekmek pahasına bu eşitsizliğe hakkı olduğuna kendine inandırmış olmasıdır.
Dünya’daki tüm canlılar içinde fiziksel ve zihinsel olarak yetileri diğer türlerden çok daha gelişmiş insan, kişiselleştirdiği inançları yüzünden nefes aldığı her anda nefsine mahkum yaşamaktadır.
Kibirli hayatında en yakınındakileri bile görmezden gelen karar verme cesareti gösterir. Aslında, anlamak istemediği, içinde bulunduğu tüm bu süreç kendi korkuları ve yaşama olan güvensizliği ile tetiklenmektedir.
“Karım ve çocuklarım için” yalanını kendine inandırmış olması etrafını incitmesinin kaçınılmazlığını getirmiştir. Kendini bu düşünceye öyle inandırmıştır ki; elindekileri, birinin alma teşebbüsünde onu öldürme kararı verme hakkını bile doğal kabul etmektedir…
…tanrısına, peygamberine, kitabına ve de inancına rağmen (!)
Arada “Tanrım için” diyerek yardım etmesi bir pazarlık aracı olmanın dışında bir iyilik değildir. Şunu iyi bilmesi gerekir; “Yardım yapılmaz, olur…”
Evet, insanın inandıkları en yüce diye kabul ettiğinden bile daha yücedir.
Tüm bu yaşananlar, bu inancının gerçeği; “Hiçbir şey insanın kendinden daha uzak değildir” olarak açıklanabilir.
Bize tüm bu karmaşıklığımızı kazandıran zihnimizden özgür olamadıkça ne fakir, ne de zengin sonsuza kadar huzur bulamayacaktır.