İnkar başlangıçtır

İNANMAK KORKU, BEKLENTİ OLUŞTURUR, İLETİŞİMSİZ İLİŞKİ KURMA YOLUNU AÇAR. İNSAN, BÖYLECE KENDİ ÇEVRESİNE “BANA AİT” DUVARI İNŞA EDECEKTİR

İnanmak; karar vermek, kabul etmektir. Hayatla bütün bağlarını koparırken “Benim” kibiri ortaya çıkar ve gelişmeyi durdurur. Oysa gelişmek, hiçbir düşüncenin olmadığı anın, içinizde olanın, o anda olduğunun farkında olmaktır.
Her insan kendi düşünce, inanç ve geleneklerine ve kültürüne göre yaşar. Doğal olarak, yaşamı her zaman geçmişine ve kültürüne ait olacaktır. İnsan ancak, bu düşüncenin bir tekrar olduğunu görürse içinde bulunduğu zihinsel yapıya dokunabilir.
Zihinsel devamlılığı değiştirmeden önceki deneyimleri hayatının bir gerçeği olarak kabul ettiğinden, bu inanca bağlı olarak karanlıkta ilerler. Burada ilerleme; yok etmek, bir savaş zihniyetine inandığınız şeyin kuyruğunu takip etmektir.
İnsan inandığı şeyin kendisine ait olmadığını, düşündüğünün aslında geleneksel bir düşünce olduğunu anlamalı, inkar etmelidir.
İnkar aslında farkındalığın anahtarıdır, gerçeğe giden yoldur. İkiliğin olmadığı, dışlamayan, ertelemeyen, inanç yaratmayan hayat hali.
Farkına varmak, yani; Farkındalık, bir şeye bağlanmak, bir şeye konsantre olmamak anlamına gelmez. Zamansız, yersiz, yönsüz, tamamen çıplak bir gözlemdir.
İnkar, içinde bulunduğumuz, yani büyük resmi görmemizi sağlayan içimizdeki farkındalığı tetikleyen şeydir. İnkar ettiğimizde, geleneklerimizin, kültürümüzün ve bildiğimiz her şeyin kişisel yaşamlarımızı sınırladığını görerek bağımsız ve özgür olduğumuz bilinci ortaya çıkar.
Bağımsız ve özgür olmak, kişinin kendisinin öğretmeni ve öğrencisi olduğunu anlamasını sağlar.
Eğitim bir inançtan öğrenilmez.