Önerisiz çözüm

KENDİNDEN SORUMLU OLAN İNSAN, TOPLUMA DA SORUMULUDUR. BÖYLE BİR İNSAN ÖNERİSİZ ÇÖZÜM ÜRETEREK, YAŞAMA KATIDA BULUNUR.

Kökeni tam olarak bilinmeyen “meslek, iş” kelimeleri bir çok anlam içermektedir. Karmaşıklığının sebebi, dinsel hizmet anlayışıyla uyumlu bir başlangıç yapıyor olmasından kaynaklanmaktadır.
Günümüzde kullanılan tarafı ise “Kariyer” olarak öne çıkmaktadır.
Geçimini sağlayan insanla, geçimini sağlamak için emek vereni yöneten arasında zihinsel ayrım olduğu için ciddi olarak sınıflandırılmıştır. Bunun içinde rengine, dinine, gücüne, aklına ve hatta cinsiyetine bile sınıflandırma getirilmiştir.
Peki, tüm bunları bir kenara bırakarak hayatını doğru yoldan kazanmanın imkanı yok mudur?
Bugün ki şartlarda böyle bir çalışma modeli, zihinsel bir özgürlük yoktur.
Tam bir hiyerarşik bir planlamanın sonucu ortaya çıkmış meslekler ve o mesleklerin içinde de zihinsel köleler yer almaktadır. Çünkü, meslekler sistemler üzerine kurulmuştur.
Verimli olmanın acımasızlığa döndüğü, şiddetin kazancı yanlış yollara ittiği göz önüne alındığından dolayı ekonomik çözümü kör olarak izleriz. Dolayısıyla da, hiç bir şey anlamaz, neredeyse 7/24 saat çalışma modellerine kurban oluruz.
Sömürmenin ve bu zihin yapısının savaş nedeni oluşturan düşünce yapısı, açgözlülük üzerine kurulmuş uğraşları üreterek, doğru bir meslek sahibi olmayı imkansız hale getirmiştir.
Yaratıcılık şöyle dursun, bugün artık yaratıcılığı bile bilgisayarlara devretme noktasında olan insan için yarın söz konusu bile olamaz.
İnsanın sonsuzluk düşünce modeli içinde hakikati görmesi imkansızdır. İçsel özgürlüğü fark edemeyen insan için var olmak acı bir deneyim olarak yaşanır ve ölümle de biten hale gelmiştir.
İnsan, işini; kültürü, geleneği, hırsı ve açgözlülüğü üzerine inşa etmiştir. İşinde acımasız, hilekar ve kurnaz davranırken, zeki olmaktan dolayı kendine madalya takmaya kadar gitmiştir (!)
Doğru meslek sahibi olmak isteyen insan için öncelik; zihinden özgür olmakla başlar.
İletişim ve ilişki kurmanın ne olduğuna dokunarak, okumanın insanı nereye götürdüğüne bakarak, en önemlisi de “Evrensel Alfabe” ile konuşarak meslek sahibi olan insan için yaratıcılık sürekli çiçek açacaktır.

İnsan, insan olmanın hakikatini görmek ve onu okumak istiyorsa, önce kendi ile yüzleşmeli, yol gösteren bir lider ya da liderler dahil, tüm öğreti, kültür ve geleneklerden kendini özgür bırakmalıdır.
İnsan olmayı, her hangi bir düşünceye ait bir üst çekmeceye koymak yerine, yaşamın içinde şeffaf olarak, çıplak olarak en önemlisi de zihinden özgür olarak hayatını sürdürmeyi bilmelidir.
Günümüzde “psikolojinin dalları” başlığında, kendine ait bir konuyu zihinsel bölünmelerle ele alarak çözüm üretmek bile ne kadar beklenti içinde, umut ederek varsayımlar zinciri oluşturduğumuzu göremeden yaşadığımızı anlatır. Her canlının zihinsel yapısının temelini oluşturan bu meslek dalında düalite yaratmak, sorumsuz bir hale geldiğimizin gerçek bir örneğidir.
Onun içindir ki, hiyerarşik bir zihin yapısı içinde “Bir gün ben de lider olacağım” hırsı ile hareket etmek ve her canlıyı bir rakip olarak görmek yatar.
Düşüncenin bölen, düalite yaratan yapısı, içsel çatışmanın bir sonucu olduğu gibi, insan topluluğunun da asıl kaynağıdır.

Ebeveynlerin çocuklarını kendine göre yetiştirmesi, genetik olarak bilgi aktarımı ile sonuç almak istemesi ne kadar kısır bir zihin yapısı içinde olduğunu gösteriyorsa, zaman içinde çocuğunun da aynı zihin yapısını kabul ederek, süreci tekrar etmekten başka bir çaresi kalmaz (!)
Korkan bir insanın zihin yapısı küçüktür, hareketsizdir ve ne istediğini bilemediği için de özgür olarak yaşayamaz.
Korkunun ne olduğunu bilmek ve sevgi ile yaşamasını başarmak her hangi bir paranın satın alamayacağı bir zenginlik getirir.
Önerinin temelini oluşturduğu her çözüm ki, genelde, öneri ebeveynler tarafından getirilir, sonu hüsranla bitmeye mahkum bir iş yaşamı ile acı içinde yaşanmışlığın güzel bir örneğidir. O yüzden de, başarılı olduğuna inanılan iş insanlarının mesleki kariyerleri, kendi istekleri dikkate alınmamış biyografilerle doludur (!)
Kendinden sorumlu olan insan, topluma da sorumludur. Böyle bir insan önerisiz çözüm üreterek, yaşama katkıda bulunur.
Tek düze bir yaşam modelinin çit tellerinden atlayıp, özgür bir insan olarak mesleğini severek, karşılıksız ve evrene faydalı olacağını bilerek yapar.