Tatmin kapısı açık

İNSAN, ZİHİNSEL SAVAŞI İLE DEĞİL, ZİHİNİNDEN ÖZGÜR OLUNCA YAŞAR. ÖZGÜR OLAN İNSAN İÇİN ŞİDDET YOKTUR, YASALAR YOKTUR, İKİ YÜZLÜLÜK VE KÖLELİK YOKTUR. EN ÖNEMLİSİ, TÜM BUNLARIN KAYNAĞI; KORKU YOKTUR

Ölüm varsa, sonsuzluk yoktur…
…beden ve neden yoktur.
Çünkü, her şey bitmek için başlar.
Tekrarının olmadığını fark eden insan için sonsuzluk sadece bir kelimedir.
Dolayısıyla, sınırlı zihin yapısının köle olmayı getirdiğini görür.
“Nedensellik İlkesi”ne inanmayınca, korku, düşünce, tepki ve karar sıralamasının hayatına yansımasını fark etmeyeceğini bilir.
Öte yandan, ihtiyaçlar listesinin korku kökenli olduğunu anlayamayan bu insan köle olarak yaşar. Oysa, hangi konuda olursa olsun verdiği bir tek kararının bile kökünde korku olduğunu görmelidir. Çaresizliğini fark edemediği için sürekli destek arayışları sonucu ikinci el yaşamayı sürdürecektir.
Büyük işler kurmanın onu lider yapacağına, yanında çok insan çalıştırmanın ekonomik güven sağlayacağına, hizmetçileri olursa hayatının daha rahat ve huzurlu geçeceğine inanır (!)
Ayrıca, teknolojinin kurtarıcısı olduğuna inanır, akıllı ürünler geliştirdiğinde rahat edeceğini, sonunu görmeden baştan kabul eder, dünyanın düzenini, sistemleri ve kararları ile değiştirdiğini göremez.
Başka gezegenlerde yeni hayatlar kurmaya kalkar, yer çekimi yasası yüzünden atmosferi asla geçemeyeceğini, başka bir dünyada yaşamasının mümkün olmadığını anlayamaz.
Akıllı makinalarla çözüm üreteceğini zannederken, hem başının belaya gireceğine kör olur, hem de yarattığı akıllı makinalarının kölesi olur (!)

Dünya üzerinde yaşayan insan türünün doğadan bu kadar kopuk, doğayı yıkıma uğratan ve daha da uğratacak olduğu uygulamaları, hem kendine ihanet ettiğini, hem de yakın zamanda kendini ortadan kaldıracağını gösteriyor.
İnsan kendini inkar etmekten kurtulmadığı müddetçe ne teknolojik tekrarlarından, ne geçmişini araştırdığı biliminden, ne de zihinsel kısır döngüsünden asla özgür olamaz.
İçindeki “yönü olmayan gözlem: Farkındalık” ile zihinsel köleliğinden kurtulması gerekir.
Yaşama özgürlüğünün farkına vardığında hiç de özel olmadığını, zehirlediği zihninin ortadan kalktığını, düşünmeden nefes aldığını fark ederken, korkmadan, çırpınmadan bütüne ait olduğunu görebilir.
Düşüncesi ile yarattıklarının sanal olması, yeni düşünceler, hayaller kurmasına neden olur ki; bugün bu hayallerinin içinde mutsuz olduğunu hissedemeden, sürekli -dışarıda- birilerini suçlayıp kendini kandırmaya devam etmektedir.
Deneyimleri ile başarılı olduğunu zannederken aslında, geçmişine bağımlı olduğunu anlayamaz.
Sanal zihin yapısında bağımlılıkları sonucu yarattıkları ile etrafını zehirlemeye devam eder. Çünkü, binlerce yıldır -kendini zihinsel olarak tatmin etmek- tek gerçeği olmuştur (!)
Şartlanmış bir zihin hayal görmekten kaçamaz.
Şartlamanın mihenk taşı; düşünce, kölenin tek gerçeğidir.
Düşünmek, insan için olmazsa olmaz bir zevk, arzu, istek kapısıdır ve bu kapıyı sürekli açık bırakır ki; kendini, zihinsel olarak tatmin etsin diye. Bunu, tekrar tekrar da başarır. Ancak, düşüncenin olmadığı, kapının olmadığı, zihninin sanal olduğunu görmenin hakikatine dokunamaz.

İnsan, zihinsel savaşı ile değil, zihninden özgür olduğunda yaşar. Özgür olan insan için şiddet yoktur, yasalar yoktur, iki yüzlülük ve kölelik yoktur. En önemlisi, tüm bunların kaynağı korku yoktur. Çünkü, düşünce; korkunun hareketi ve insanın kör olmasını sağlayan hakikattir (!)
Sürekli bir arayışta olduğu hayatının boş geçen günlerinde sığ ve körelmiş zihin haline geldiğini anlayamadan da ölür.